• 08 Şubat 2016, Pazartesi 10:03
Fuat Veziroğlu

Fuat Veziroğlu

BUNA NE DERSİN SÖZCÜ ARKADAŞ?

Masada birbirine kuzey ve güney kutbu kadar zıt bir mesele var. Anastasiadis ikide birde Rum halkına diyor ki:

- Olası bir çözümde “Kıbrıs Cumhuriyeti” (yani Rum devleti) ortadan kalkmayacak, devam edecek, çözüm de bu çerçevede aranacak.

Akıncı ise zaman zaman diyor ki:

- İki kurucu devletin birleşmesiyle yepyeni bir federal devlet oluşacak.

Bu iki görüş siyah ve beyaz kadar birbirinin zıddıdır.

***

İnsan merak ediyor:

- Masada bu iki görüşten hangisi temel olarak benimsenmiş ya da kabul edilmiştir, hangi görüş doğrultusunda müzakere yapılmaktadır?

İnsan merak ediyor, çünkü bir görüşmede önce temel inşa edilir, sonra çatı da bu temele göre ve bu temele uygun olarak yükselir.

***

Anastasiadis öyle anlaşılıyor ki masada da “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin devam edeceği ve bazı anayasal ve yasal düzenlemelerle Kıbrıs Türk halkının da bu sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti” yapısına dahil edileceği esasından hareket etmektedir. Nitekim Anastasiadis’in BM Genel Sekreteri Ban Ki Mun’a gönderdiği sözde gizli, fakat Rum basınına sızdırılan son rapora göre müzakere masasında bulunan konulardan biri de şudur:

- Olası bir çözümden sonra da “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin şimdiye kadar yapmış olduğu uluslararası antlaşmalardan hangileri yürürlükte kalmaya devam edecektir?

Anastasiadis’in raporundan anlaşıldığına göre müzakere konularından biri de budur, ancak henüz bir neticeye bağlanmamıştır.

***

İnsan yine merak ediyor:

- Rum devletinin yaptığı antlaşmaların hangisinin çözümden sonra da yürürlükte kalacağı masada ise, KKTC’nin anavatan Türkiye ile atkeylediği antlaşmalardan hangilerinin devam edeceği de acaba masada mı?

Bilmek istiyoruz, yepyeni bir devlet mi doğacak, yoksa Rum devletine Kıbrıs Türk halkı yama mı yapılacak, yani Kleridis’in deyimiyle “anayasada bir delik açılacak ve bu delikten Kıbrıs Türkleri de Kıbrıs Cumhuriyeti’nin (!) şemsiyesi altına girecek” midir?

Unutmayalım ki Annan Plânı’nda da Rum devletinin yaptığı bütün antlaşmaların ve hatta kredi antlaşmalarının bile çözümden sonra da yürürlükte kalması öngörülmüştü.

Öylesine öngörülmüştü ki Rum’un yol, köprü, okul yapmak için kredi olarak almış olduğu paraların bir bölümünü de Kıbrıs Türk halkı ödemek zorunda kalacak ve bu arada KKTC’nin anavatan Türkiye ile yaptığı sözleşmelerin tamamı geçersiz sayılacaktı.

***

Çok önemli ve hayati bir nokta da şudur:

Eğer olası bir çözümde yepyeni bir devlet doğacaksa bu devletin Avrupa Birliği ile masaya oturması ve AB’ye giriş için gerekli bütün hukuki metinlerin yeniden müzakere edilip altına imza atılması gerekecektir.

Eğer bu olmayacaksa Rum devletiyle AB’nin geçmişte kabul ettiği metinler yürürlükte kalacaktır. Bu da demektir ki bizim hiçbir konuyu birincil hukuk haline getirmemiz mümkün olmayacaktır.

Lâfı uzatmağa gerek yoktur.

Şu anda masada Rum devletinin devamını sağlayacak bir çözüm peşinde miyiz, yoksa Akıncı’nın dediği gibi geçmişten tamamen arınmış yeni bir devlet mi doğacak?

Meşhur sözcümüz Barış Burcu garanti masallarını bir yana bıraksın da bize bu soruların yanıtını versin.

Hangi limana gitmekteyiz, bilmek istiyoruz.

En sonunda acaba Pire limanına mı bağlanacağız?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık