• 13 Aralık 2015, Pazar 9:23
Fuat Veziroğlu

Fuat Veziroğlu

Sözün sahibine değil söze bakarız

Bu köşede yazılanlardan dolayı kimi adamların sar’a nöbetleri geçirdiğini bilmekteyiz, daha önce de birkaç kez vurgulamıştık. Bu cümleden olmak üzere isterseniz bugün de adam çatlatmaya biraz daha devam edelim, yeri geldiğinde daha sonra da devam ederiz.

            Geçende demiştik ki:

- Akıncı, Alman Büyükelçiliği’nin kokteyl davetine gitmemekle doğru yapmıştır, haklıdır.

Ve yine demiştik ki:

- Akıncı, Rus Dış İşleri Bakanı Lâvrov ile yeşilhat üzerinde bir araya gelmeyi reddetmekle doğu yapmıştır, haklıdır.   

Son demecinde ise Akıncı “halkımızın Türkiye’nin garantörlüğünü istediğini” söylemiştir.

Şimdi biz de diyoruz ki “Akıncı bu söylem ve tavrında da yerden-göğe haklıdır, bunu vurgulamakla doğru yapmış ve doğruyu söylemiştir, bu söylem ve tavır havada değildir, temelinde hukuki ve hayati gerekçeler vardır”.

                                                           ***

Bu köşede görüş beyan eder, eleştiri yaparken, söyleyene değil söylediği söze bakarız, eleştirilenin kim olduğuna değil eleştirdiğimiz ifade veya metne bakarız. Kimin söylediği değil, ne söylediği önemlidir. Kimi eleştirdiğimiz değil, neyi eleştirdiğimizdir.

Bizim kişilerle sorunumuz yoktur, bizim meselemiz icraatlar ve güdülen politikalardır. Doğru bildiklerimize katılır, yanlış bildiklerimize karşı çıkarız. Bizim eleştirimizi, karşı çıkışımızı seven de olur, kafasında tilkiler dolaştırarak aklınca döven de olur; bunu da doğal sayarız, hiç kimse bizim görüşümüze katılmak zorunda değildir.

                                                           ***

Ama burada meselenin bam teli başkadır, bu köşede Akıncı genellikle eleştirilmektedir, zaman zaman da Akıncı’nın doğru bildiğimiz eylemlerine olumlu baktığımızı dünyaya ilân ederiz. İşte bizim bu ikinci seçeneğimiz kimilerini çıldırtmaktadır. Ve bunlar Akıncı’nın sözde destekçileri veya yakın geçmişteki sözde hınk deyicileridir. Neden Akıncı’nın destekçisi ya da hınk deyicisi olarak görünmek isterler, bellidir. Öyle görünmek isterler, çünkü öyle göründükçe Akıncı’yı kendi çizgilerine çekebileceklerine inanır, umut ederler. Akıncı onların çizgisi dışında en ufak söz söylediği ve biz de bunu haklı bulduğumuzda ise çıldırmaya, Akıncı’ya saldırmaya başlarlar. “Bak işte seni kimler övmektedir, kimlerin çizgisine geldin” derler. 

İsterler ki Akıncı “süt beyazdır” derse, biz karşı çıkalım. İsterler ki Akıncı “güneş doğudan doğar” derse, biz “yalan söylüyorsun” diyerek Akıncı’ya bindirelim.

Biz bu saçmalığa düşmedikçe, bizim yazdıklarımızın hıncını Akıncı’dan çıkarmak biçiminde hezeyanlara kapılarak hücuma kalkarlar.        

                                                           ***

O halde onları çıldırtmak bizim için kaçınılmaz bir vecibe olmaktadır, çünkü biz inandığımız doğruları yazmanın vicdani ve ahlâki muhasebesinden geçmekteyiz. Meselâ Akıncı bir süre önce mülkiyet konusunu irdelerken, “bu konu toplumsal huzursuzluk yaratılmadan çözülmelidir” demiştir. Onları bir kez daha çıldırtmak üzere bu tavrın da doğru ve haklı olduğunu buradan ilân ediyorum.

                                                           ***

Bir oyunda Karagöz ile Hacivat atışmaktadır. Hacivat bilimsel konuşmakta, cahil bir vatandaş olarak Hacivat’ın ne dediğini anlamayan Karagöz ise cevap verirken kaş-göz yarmaktadır. Bir başka anlatımla Hacivat “bayram haftası” dese, Karagöz “mangal tahtası” sanmakta, buna göre “inciler” yumurtlamaktadır.

Meselâ Hacivat der ki:

- Hanendeye zevk verir zevk-ü dilârayı şehnaz.

Karagöz ise hiç anlamadığı halde kafiye olsun diye buna şöyle bir cevap verir:

- Elimden bir şey gelmez a köftehor olmuşsan inkıbaz.

                                                           ***

Hacivat başka şey söylüyor, Karagöz ise Hacivat’a eğer kabız olduysan elimden bir şey gelmez diyor. Ben yazdıkça onlar çıldırıyorsa, benim de elimden bir şey gelmez.

İster çıldırsınlar, ister kabız olsunlar, napabilirim ki?  


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık