• 23 Eylül 2015, Çarşamba 16:30
Fuat Veziroğlu

Fuat Veziroğlu

Tabu Mudur Ayakkabı Mıdır?

Seçim kampanyasından beri Akıncı’ya sorduğumuz sorunun yanıtı nihayet geçenlerde ünlü sözcümüz Barış Burcu’dan geldi:

- Garantiler tabu değildir.

Tıknefes oluncaya kadar uğraşa didine en sonunda bir yanıt alabildiğim için minnettarım, teşekkürlerimi arzederim.

Kerpetenle çeke çeke olsa da masamın üstünde artık bir cevap var.

                                                           ***

Ben söyleyene değil söyletene bakarım, çünkü bu herhalde Burcu’nun fikri ve zikri değil, “Derviş”in fikri ve zikridir.

Garanti meselesi tabu olmadığına göre “ayakkabı” olsa gerek. Ayağımızda sürüdüğümüz, eski, altı delik bir ayakkabı. Belli ki bu “ayakkabı” bazı ayakları rahatsız etmektedir. O zaman çıkarıp atın, bitsin bu iş. Yenisine de gerek yok, geceleri yalınayak yatıp bol bol Akritas rüyaları görebiliriz.

                                                           ***

Tabu değilse savur gitsin. İstersen Nazım Hikmet’in dediği gibi “kirli bir duman gibi” savur. İstersen garantileri körpe kuzu misali şişe diz, mangal üstüne oturt, dumanı bütün memleketi tutsun. Garantiyi meze yaparaktan ahali kafayı çekip dumanlı dağlar üstüne türküler söylesin. Sonra gün gele dağlar Memedali çağırdığında saçımızı-başımızı yolaraktan yolduğumuz saçı da garantilere katarak münasip bir yerimize kına yakarız. Kınanın dumanı çıkarken sen barış gazellerine devam edersin:

- Yol ver dağlar yol ver bana.

Attilâ İlhan’ın dediği gibi “dağlarda ateşler” yanmadığına, “deniz fenerleri” de söndüğüne göre ya göç yollarında ya da toplu mezarlarda yitip gideriz.  

                                                           ***

Güneyden Allah’ın her günü “garantiler kalkmalıdır” yaygarası yükselirken sen tam bu sırada “tabu değil” dersen bunun bir anlamı, Rum’a iletilmiş derin bir mesajı vardır:

- Yaygaraya devam et ey Niko, zaten biz de istemiyoruz, siz dışarıdan biz içeriden bu garanti canavarının işini bitirelim.

Belli ki sözcü arkadaş, “Arkadaşım Mustafa”nın arkadaşı Anastas arkadaşa garantilerin gözünü çıkarmak için açık davetiye çıkarmaktadır.

                                                           ***

Oysa aklı başında bir devlet adamı ya da sözcünün vermesi gereken mesaj şöyle olmalıydı:

- Sabah akşam ne bağırıyorsunuz böyle, yaygara yoluyla mı alacaksınız her istediğinizi, biraz bekleyin hele, masaya getirin görüşelim, olur olmaz ayrı mesele, çünkü bizim halkımızın da büyük hassasiyetleri var bu konuda.

Ama hayır, böyle denmiyor, güneyden yükselen çığlıklara onay verircesine “merak etmeyin, zaten tabu değil, at değil deve değil” selâmları gönderiliyor.

                                                           ***

Aslında masaya getirseler bile Akıncı’nın “Arkadaşım Anastas”a şöyle demesi gerek:

- Yahu arkadaş, bu garantiler denen şey kâğıt üstünde bir nesne, akrep değil yılan değil, eğer 1963-74 döneminde olduğu gibi bizi tavuk misali kesme niyetiniz yoksa bu kâğıdın kime ne zararı var ki, sen beni kesmeye heves etmedikçe o kâğıt ölüdür.

Ama ne gezer?

Az önce de vurguladığım gibi ben söyleyene değil söyletene bakarım. Bir şarkıda deniyor ki “güzeli ağlatırlar çirkini söyletirler”.

Bizim burada hem söyleyen yakışıklı hem söyleten, üstelik lâflar da çok tumturaklı.  

Buna rağmen yine de uzatmalı da olsa en azından bir yanıt almış bulunuyoruz.               

Gideceğimiz köyün minareleri böylece görülmüştür.

Zahmet buyurdunuz, lütfettiniz, niyetinizi açıkladınız, teşekkürler. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık