• 23 Eylül 2015, Çarşamba 16:30
Fuat Veziroğlu

Fuat Veziroğlu

ÜÇLÜ KARARNAME MESELESİ

ÜÇLÜ KARARNAME MESELESİ

 

Üst kademe yöneticilerinin atanma mekanizması olan üçlü kararname meselesi, ilgili yasanın çıktığı günden itibaren TKP ve CTP’nin gündeminden hiç düşmemişti. Her iki parti de bu mekanizmanın bir partizanlık aracı olarak kullanıldığı, hısım-akraba, eş-dost ve yakınlara mevki ikram etmenin kaynağını teşkil ettiği görüşündeydiler. Bu konuda UBP’ye söylenmedik lâf bırakmadılar, sürekli suçlamada bulundular. TKP ve CTP “biz iktidara geldiğimiz takdirde bu üçlü kararname yöntemini iptal edeceğiz” diyerekten halka namus sözü verdiler. Bu sözlerini hiç tutmadılar, tutmadıkları gibi, her iktidar ortağı olduklarında, üçlü kararnameyi partizanca, çatır çatır kendileri de kullandılar, o kadar ki kendi partizanlıkları yanında UBP’nin partizanlığını neredeyse mâsum hale getirdiler.

***

Durduran, son suçlamalarında, “Akıncı UBP ile koalisyon kurdu, başbakan yardımcısı oldu, ne yaptı, ne yaptıysa söylesin, o dönemde Akıncı’nın bir başarısını göremedim, nitekim üçlü kararnamelerle ilgili olarak da hiçbir adım atmadı, şimdi şeffaf yönetim çağrıları yapan Akıncı başbakan yardımcısıyken, yetki elindeyken de tek bir yolsuzluğun üzerine gitmedi” diyor.

***

İktidar ortaklığı döneminde Akıncı’nın ne kadar şeffaf davranıp davranmadığı, herhangi bir yolsuzluğun üzerine gidip gitmediği konularında yeterli bilgiye sahip değilim. Anımsadığım tek şey başbakan yardımcısı olur olmaz daha önce istihdam edilen bazı kişilerin sözleşmelerini, sözleşme süresinin sonunu dahi beklemeden feshetmesi ve onları işten atmasıdır. Zaten yolsuzluklarla falan uğraşacak zamanı da pek yoktu, aklı-fikri o zaman da yine Türkiye’deydi, Türkiye karşıtı söylemleri marifet ve başarı saymaktaydı.

***

Üçlü kararname meselesinde Durduran haklıdır. TKP bu meseleyi çok önemsemiş, üzerinde çok durmuş, iktidara ulaşması halinde ilk iş olarak bu mekanizmayı kaldıracağını halk önünde yüzlerce kez ifade etmişti. Ancak UBP-TKP koalisyonu oluşup Akıncı başbakan yardımcısı olduğunda bu doğrultuda en küçük adım atılmadı, en küçük girişimde bulunulmadı, tam tersine eskiden yapıldığı gibi, Akıncı ve arkadaşları da bu mekanizmayı çatır-çatır kullandı, istedikleri adamları istedikleri koltuklara oturttular.

***

Hatta üçlü kararname meselesinde Akıncı’nın tam tersi istikamette davranışları olmuştur. Başbakan Dr. Derviş Eroğlu da bir ara bu üçlü kararname konusunun gündemden hiç düşmemesinden rahatsızlık duymaktaydı. Bunun da etkisiyle UBP-TKP koalisyon döneminde Akıncı’nın yapacağını Eroğlu yaptı, Akıncı’ya üçlü kararname konusunu yeniden ele almaya, gözden geçirmeye hazır olduğunu iletti. Akıncı’dan ise şu şaşırtıcı yanıtı aldı:

“Ne yahu, kırk yılda bir iktidara geldik, üçlü kararnameyi değiştirmek şimdi mi aklınıza geldi?”.

***

Muhalefette iken şiddetle karşıydık, iktidara gelince üçlü kararnameye şiddetle yandaş olduk. Ne yani, siz yıllarca tepe tepe kullandınız, kırk yılda bir kez de biz iktidara geldik diye şimdi mi değişiklik yapacaksınız?

Mantık bu.

Nitekim bu mantık Akıncı’nın başbakan yardımcılığı döneminde devam etti, Akıncı ve arkadaşları da kendi tercihlerine göre kendi yakınlarına ulûfe kabilinden makam dağıtımı yaptılar.

Bu, siyasal tarihimizin acı gerçeklerinden biridir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık